Öğrencilerime hep şunu söylerim: "Cenneti de Cehennemi de insan kendi hazırlar."
Bunu sadece öte dünyaya, yani, sadece ahiret bakan yönüyle düşünmeyelim. Yaşadığımız yeri bir gül bahçesine çevirmek yada orayı yaşanmaz bir yere dönüştürmek tercihlerimize ve yapıp ettiklerimize bağlı.
Oysa pek çok insan başkalarının cennetine imrenerek ömrünü tüketiyor. "Şu ülkede olsaydım...", "Şu şehirde yaşasaydım..." Oysa insana düşen Cennet gibi bir yer aramaktan ziyade Cennet gibi bir yer inşa etmek olmalı değil mi?
Eğer oturduğun sokağı güzelleştirmiyorsan, bir çocuğun yüzündeki tebessüme vesile olmuyorsan, bir insanın hayatını kolaylaştırmıyorsan; dünyanın en güzel coğrafyasına da gitsen iç huzuru bulamazsın. Kendi vatanını, kendi mahalleni, kendi evini güzelleştirmek için ter dökmeyenlerin, başkasının Cennetine imrenmeye hakkı yoktur.
Sözün özü; Başkalarının çizdiği tablolara bakıp iç geçirmek yerine, fırçayı ele almalı. Yaşadığımız yeri, dokunduğumuz hayatları cennete çevirmeye gayret etmeli. Cennet aramaktansa, Cennetler inşa etmeli. Birbirimizin zehri olmaktansa, Cenneti olmak insana daha fazla yakışmıyor mu?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder