18.08.2010

BİR DİLİM KARPUZUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ.....


Bu gün öğleye doğru öyle bir susadım ki, akşam iftarda yiyeceğim soğuk bir dilim karpuzun tadı vakit geçtikçe arttı da arttı. İftar vakti yaklaştıkça artık karpuzdan başka gıda almayacağımı düşünmeye başladım. Galiba karpuza aşık olmuştum(!) Ama vakit gelip bir iki dilim yiyince bu karpuzun da öncekilerle aynı tada sahip olduğunu anladım. 'Bu muyda benim gün boyu beklediğim tat' demeye bile başladım.
Anlaşılan ben gün boyu pınar başlarında, buz gibi soğuk sularda soğuttuğum hayalimdeki karpuzu istiyordum.
Demek ki bir şeyin kıymeti onun varlığında değil eksikliğinde anlaşılıyor. Önceki yıllarda bir öğrenci velim oğlunun her istediğini satın almasına rağmen onu memnun edemediğini söylediğinde galiba bu durumu gözden kaçırıyordu.
Acaba, mutluluk bir şeyin yokluğunda, o şeyin varlığını hayal etmekte midir? Ne dersiniz?

10.01.2010

DİNLE! ÖNCE BİR DİNLE!


Dinlemelisin ki, anlayasın... anlamalısın ki doğru mu yanlış mı farkına varasın...farkına varmalısın ki yeni sentezler yapabilesin ve yeni fikirler üretebilesin...yeni fikirler üretmelisin ki insanlara söyleyecek sözün olsun...yoksa alkışlara, sloganlara mahkum olursun... Onlar da sadece dil ve kol kaslarını geliştirler. Unutma! Dil kası en güçlü varlıklar otçul memelilerken, kol kası en güçlü olanlar odun taşıyanlardır...

9.01.2010

KİMİN MALI?

Akşam ekmek almak için fırına yürüyordum. Aklımdan başka şeyler de satın almak geçti. Birden durakladım.
"Neden onları satın alıp boş yere para harcayayım" dedim kendime. Sanki onları yiyince daha mı mutlu olacaktım.
İçimden bir başka ses cevap verdi: "Para harcamayıp ne yapacaksın? Sonunda ölüm yok mu? "
Diğer ses durur mu? Hemen karşılık verdi: "Yeyip ne yapacaksın? Sonunda hesap yok mu?"
Onlar böyle tartışırken bambaşka bir ses araya girdi. "Boşuna tartışmayın. Ne para, ne gıda size ait değil... Para size ait olsa, ay sonunda bitmezdi. Gıda sizin olsa kanalizasyona gitmezdi. "

Andolsun, biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. (Bakara suresi-155. ayet)

14.12.2009

KIŞ GÜNEŞİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ...

Bu sabah servis beklerken, henüz doğmakta olan güneşin şuleleri soğuktan gerilmiş yüzümü sıyırıp geçince, ayrı bir haz duydum. O anda, çoğu kez hararetinden dolayı şikayet ettiğimiz, şualarından sakınmak için gölgelikler aradığımız Güneş bana çok ama çok şirin göründü. "Kış Güneşinin tadı bir başka oluyor!" dedim kendi kendime... "Yazın bolluğundan bunalıp onu terketmeye çalıştığımız Güneş'in kıymeti asıl kışın anlaşılıyormuş..." Bu düşünce bana bolluğunda kıymetini bilemediğimiz başka şeyleri de hatırlattı.

Hastalanınca, sağlığımın,
Ayrılınca, arkadaşımın,
Kaybedince, zenginliğimin,
Göçüp gidince, anne ve babamın,
Mahrum olunca, teknik imkanların,
Sınavda, unuttuğum bilgimin,
Hesap vaktinde, fevt ettiğim zamanın,
Başka bir okula gidince, BURÇ KOLEJİNİN kıymetini daha iyi anlarım herhalde dedim. Bilmem siz bu listeye başka neler eklersiniz?

19.11.2009

BİR ZAVİYEDEN HAYAT DEDİĞİN......

Önce bizim küçük kız hasta oldu... ardından da ablası.....Genellikle 3-5 gün birisinin hastalığı, bir o kadar da diğerinin hastalığı devam ediyor. Ve bu bir yılda 2-3 kez tekrar ediyor.
Bu sabah kayınvalide torunlarını görmek için geldiğinde, "ne güzel" dedim içimden. "Sen torun sevmenin zevkiyle sermestken ben onların hastalıklarının kaygılarıyla hemhalim... yani cefası bana sefası sana" Tam o esnada onun da sağlık sorunlarından bahsettiğini farkettim. Kalp atışlarının ritmindeki bozukluktan bahsediyordu. Bunun üzerine biraz önceki değerlendirmemi değiştirdim. O sırada hayat dediğimiz şey bana; "çocuklar yetişinceye kadar onların dertleriyle, onlar yetiştikten sonrada kişinin kendi dertleriyle meşgul olması" gibi göründü. Bilmem siz ne dersiniz?