26.08.2012
SANATA YOLCULUK...
Bir öğrencinin (ya da kişinin) herhangi bir sanat faaliyetini takdir edebilmesinin yolu; kimi zaman üretmenin tadına varacağı, bazen de üretememenin ıstırabını duyacağı, kendi karakterine uygun bir çalışmanın içine dahil edilmesidir.
2.08.2012
KİM YAPIYOR, NE YAPIYOR?
"Ne yapıyorsun?" sorusuna kendi cüz-i irademizi işaret eden onlarca belki yüzlerce yanıt veririz. Hatta yaptığımız işlerin başkalarına atfedilmesinden de ciddi rahatsızlık duyar, derhal itiraz ederiz.
Peki, kendi irademiz dışında olup biten milyonlarca ve belkide milyarlarca şeyi, kainatı kuşatan O“Yüce İrade”ye atfetmeyip, yaratma fiillerini yarattıklarına taksim ederek O'nun mülkünde hırsızlık yapmış olmuyor muyuz?
106 – Onların ekserisi, şirk koşmaksızın Allah’a iman etmezler. (Yusuf Suresi)
-------------------------------------------------------------------------------
105 – Göklerde ve yerde Allah’ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren nice deliller vardır ki, insanlar yanından geçip gittikleri halde yüzlerini çevirdiklerinden farkına varmazlar. 106 – Onların ekserisi, şirk koşmaksızın Allah’a iman etmezler. (Yusuf Suresi)
-------------------------------------------------------------------------------
Buğday tanelerini kuşlar taşıyarak bir araya topladı. Dağdan taşlar yuvarlanmaya başladı ve her taş buğday yığınının üzerine bir kez vurdu ve buğday un oldu. Rüzgâr esti unları dere ile buluşturdu. Buğday su karışımı akarken hamur gibi yoğruldu. Bu akan hamur deredeki bazı taşlara vurunca yapıştı. Öğleye doğru güneşten dolayı sular biraz çekilince hamur ortaya çıktı. Kızgın güneşte hamur pişti ve ekmek oldu. Ben de dereye yüzmeye gitmiştim o ekmekleri buldum ve karnımı doyurdum.
İmkansız mı?
Eğer kainattaki ölçülmüş ve tartılmış sayılamayacak kadar kusursuz birleşim imkan dahilinde ise, bu neden imkansız olsun ki?
Eğer kainattaki ölçülmüş ve tartılmış sayılamayacak kadar kusursuz birleşim imkan dahilinde ise, bu neden imkansız olsun ki?
22.07.2012
ORUÇLU GEÇEN BİR GÜNÜN ANATOMİSİ...
Namazı mükemmel kılsan bile yirmidört saatte en fazla iki saat Yaratıcı'nla başbaşa kalırsın. Bu da ancak günlük hayatın akışından kendini soyutlayabildiğin nispette gerçekleşir.
Ama oruç böyle değil...
Günlük hayatın içinde, susayıp su başına koştuğunda yada acıkıp mutfağa yöneldiğinde aklına oruç tuttuğun gelir. Elbette bu düşünce orucu ne için tutuğunu, yani orucu emreden Rabbini de aklına getirir. Böylece gün boyu Allah (c.c) ile aranda her zaman olduğundan daha uzun muhavere başlar.
Bazen O'nunla öyle bir bağ kurarsın ki, bu açlık ve susuzluktan dolayı huzur duymaya bile başlarsın. O'nunla sohbette gibi olursun.
Oruç ibadetinin Cennetteki karşılığının bizzat Yüce Yaratıcı tarafından verilecek olması belki de bu yüzdendir.
-----------------------------------------------------------------
Ramazanın ilk günü bana, ihtiyacım olmadığı halde ne kadar fazla şey yemek istediğimin bir istatistiğini sundu.
En az iki kere evin çatısına doğru serpilmiş erik ağacına yöneldim.
Belki bir kaç kez kimseye görünmeden buzdolabından bir şeyler aşırmaya çalıştım.
Cuma namazına giderken yolumun üzerinde şırıl şırıl akan pınardan bir iki yudum içmek istedim.
Bir iki kez saatime bakıp öğle yemeğinin vaktinin geldiğini düşündüm.
Daldan sarkan fındık çotanaklarından bir kaç kez tırtıklamak istedim.
İlk gün o kadar uzun geldi ki yapmam gereken günlük işleri bitirdiğim gibi geri kalan zamanı değerlendirmek için de kendime ekstra meşgaleler buldum.
Akşam iftar olunca anladım ki standart yaşayışımız içinde gerekli olmayan bir çok tercihten dolayı zamanın günlük akışını delik-deşik ediyormuşum.
23.05.2012
FIRINDA AÇILAN DÜŞÜNCE KAPISI
Fırıncı sordu:
"Öğrencilerle nasıl geçiniyorsunuz, hocam? Yani iyi çocuklar vardır. Kötü çocuklar vardır. Çalışkanı vardır, tembeli vardır. Bazılarını bazılarından çok seviyorsunuzdur, mutlaka!"
"Bazılarını bazılarından çok sevmek" cümlesi sanırım vicdanımda kabul görmedi. Biraz da acıttı yüreğimi.
Dedim;
"Eğer bir öğrenciyi kötü tarafından tutarsan, onu ancak itersin. Böylece aranızda kocaman mesafeler oluşur ve ona ulaşamazsın."
Ardından devam ettim.
"Her öğrencinin sevilecek iyi bir tarafı vardır. Ben öğrencimi iyi tarafından tutarım. Zamanla da elimden geldiği kadar kötü taraflarını kırparım."
-------------------------------------------------
Risale-i Nur'da şöyle bir akıl yürütme vardır.
"Bir gemide dokuz cani ve bir masum olsa, o masumun yaşam hakkı için o gemi batırılmaz"
Ardında müellif devam eder.
"Bir insanda bir tane iyi huy ve dokuz kötü huy olsa bile, bu insana düşmanlık etmek zulümdür."
-----------------------------------------------
Allah Resûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
"Siz insanları mâdenler gibi bulursunuz. Onların câhiliye döneminde hayırlı ve değerli olanları, şayet dinî hükümleri iyice hazmederlerse İslâmiyet devrinde de hayırlıdırlar."
"Öğrencilerle nasıl geçiniyorsunuz, hocam? Yani iyi çocuklar vardır. Kötü çocuklar vardır. Çalışkanı vardır, tembeli vardır. Bazılarını bazılarından çok seviyorsunuzdur, mutlaka!"
"Bazılarını bazılarından çok sevmek" cümlesi sanırım vicdanımda kabul görmedi. Biraz da acıttı yüreğimi.
Dedim;
"Eğer bir öğrenciyi kötü tarafından tutarsan, onu ancak itersin. Böylece aranızda kocaman mesafeler oluşur ve ona ulaşamazsın."
Ardından devam ettim.
"Her öğrencinin sevilecek iyi bir tarafı vardır. Ben öğrencimi iyi tarafından tutarım. Zamanla da elimden geldiği kadar kötü taraflarını kırparım."
-------------------------------------------------
Risale-i Nur'da şöyle bir akıl yürütme vardır.
"Bir gemide dokuz cani ve bir masum olsa, o masumun yaşam hakkı için o gemi batırılmaz"
Ardında müellif devam eder.
"Bir insanda bir tane iyi huy ve dokuz kötü huy olsa bile, bu insana düşmanlık etmek zulümdür."
-----------------------------------------------
Allah Resûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
"Siz insanları mâdenler gibi bulursunuz. Onların câhiliye döneminde hayırlı ve değerli olanları, şayet dinî hükümleri iyice hazmederlerse İslâmiyet devrinde de hayırlıdırlar."
1.05.2012
BU DA LİSAN TEMİZLİĞİ!

İçindeki bir sürü değişim ve dönüşüme karşılık tertemiz bir dışa sahip insanoğlu!
Bu değişim ve dönüşümlerin defalarca filtre edilmesinden hasıl olan kir ve pisliğin bünyene zarar vermemesi için uygun bir donanımla yaratılmışsın. Ayrıca bu atıkların Dünyanı kirletmesi için özel mekanlar geliştirmişsin.
Peki sana ne oluyor ki, kafanın içindeki çeşit çeşit fikri değişim ve dönüşümlerin sonucu olan ifadelerini filtre etmeden ter temiz olması gereken ağzından ve dilince fütursuzca etrafa saçıyorsun?
--------------------------------------------------
“Şu iki şey hakkında garanti verin ben de size cenneti garanti edeyim." O iki şey nedir diye sorulunca şöyle cevapladılar:
"Birincisi iki dudak arası, diğeri ise apış arasıdır”.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



