1.07.2011

'BENİMDİR' DİYEMEZSİN!

Başlangıçta yoktun.

Ana rahmine atıldığında, tiksindiren bir su halindeydin.

Değiştirildin. Geliştirildin.

Anne bedenine bağlı bir göbek bağından beslendin.

Farklılaştırıldın. Hem de öyle farklılaştırıldın ki, ne gözün beynine, ne de kalbin ciğerine benziyordu.

Büyütüldün. Olgunlaştırıldın. Olgunlaşabilmek için rahat hareket etmen, rahat hareket edebilmek içinde sıvı içine konulman gerekiyordu. Orada ne muhteşem yüzücüydün!

Ama gün oldu, o mekân sana dar geldi. Seni orada değiştirip dönüştüren, nasıl çıkacağını da planlamıştı. Dar bir kapıdan çıkacaktın. Yetişkinliğindeki gibi olsaydı kemik yapın, hem kendin parça parça olur, hem de çıktığın o kapıyı kırar dökerdin. Kemiklerin o kadar esnekti.

İhtiyacın olan gıdan da hazırdı. Hem de nasıl bir gıda! Bütün ihtiyaçlarına haiz bir ab-ı hayattı. Hem öyle bir ab-ı hayat ki, sen bir aylıkken kıvamı başka, sen üç aylıkken kıvamı ve muhtevası bambaşkaydı. Gıdanı işleyebilmek için oksijenin, kemiklerini güçlendirmek için de Güneşin hazırdı.

Neye ihtiyacın varsa hepsi sana koşarcasına gönderiliyordu. Su, hava, Güneş.

Bostanda sebzeleri hazır buldun. Dalda meyveleri de. Yedin. İçtin. Hem de öyle bilinçsizce yedin ki ne gözünün ihtiyacını düşünüyor, ne kalbinin gereksinimlerini biliyordun. Yiyordun, içiyordun ve soluyordun.

O öyle muhteşem işletilen bir mekanizmaydı ki, haddi aşarak yediklerini ve bilmeyerek aldığın zararlıları geriye püskürtüyor bazen de hararetini artırarak senin bir şeyleri yanlış yaptığını sana hatırlatıyordu. Gereksiz olanları bünyende tutmuyor onları da bir şekilde dışarı atıyordu.

Önce günler, sonra aylar ve nihayet yıllar geçti. Tekrar ve tekrar, sürekli çalışan bu mekanizma sende alışkanlık meydana getirdi. Doğaldır dedin. Tabidir dedin. Böyle iktiza eder dedin. Ta ki bir gün birisi isyan etti. Vazifesini terk etti. Tek bir parçanın bozulması muhteşem o mekanizmayı mahvetti.

Öyleyse, ‘göz,-kulak, el-ayak, burun-kulak’ benimdir diyemezsin. Velhasıl-ı kelam! Nefsinin istediği gibi yaşayıp onlara zarar veremezsin!

-----------------------------------------

Ey insanlar! Eğer siz öldükten sonra dirilmekten şüphe ediyorsanız, bilin ki: Biz sizi ilkin topraktan, sonra bir nutfeden, sonra bir yapışkan hücreden, sonra esas unsurlarıyla hilkati tamamlanmış, ama bütün azalarıyla henüz tamamlanmamış bir çiğnem et görünümünde bir ceninden yarattık ki, kudretimizi size açıkça gösterelim. Dilediğimizi belli bir süreye kadar ana rahminde durdururuz. Sonra da sizi bir bebek olarak dünyaya çıkarırız. Sonra güç kuvvet kazanıncaya kadar sizi büyütürüz. İçinizden kimi henüz çocukken öldürülür, kimi de yaşamın en düşkün biçimine götürülür. Öyle ki daha önce bildiği şeyleri bilmez hale gelir.

Yeri de kupkuru görürsün, ama oraya Biz su indirince çok geçmeden kıpırdanır, kabarır da gözü gönlü açan her güzel çiftten nice nebat bitirir. HACC SURESİ 5. AYET.

24.06.2011

BENCE MATERYALİZMİN İKİ YÜZÜ...


Birinci kısım: Önce sadece gördüğüne inanır. Her gördüğü şey ilim ve irfanını artırır ve bir süre sonra görülmeyen, ama duyulan daha sonra ise duyulmayan ama bilinen şeylerin de olduğunu keşfeder. İlmine ilim katar, irfanını artırır

İkinci kısım: Görmediğine inanmaz. O görmediklerinin var olmadığını kendine ispat etmenin peşindedir. Dolayısıyla varlık içinde yokluğu yaşar.




14.05.2011

SEVGİLİYE...


Sevgili,
Sana imiş bütün hasretlerimiz,
Sensizliktenmiş bütün gurbetlerimiz,
Gözümüzün bir gül dalına takılması,
Bir bakışa kalbimizin çarpılması,
Oysa hep Sana imiş...

Sana imiş bütün türküler,
Ayrılığa isyanlar hep Sana imiş...
Bülbülün güle, böceğin çiçeğe şarkısı,
Kerem'in Aslı'ya, Züleyha'nın Yusuf'a tutkusu,
Hep Sana imiş...

Anladık artık,
Hep güzeli seçişimiz,
Her sevdaya düşüşümüz,
Ruhumuz bedene girmeden,
Beden cesedi giymeden önce,
Seni görmemizdenmiş...

4.05.2011

BU DA BENİM FAUST VE MEFİSTOM!


Mefisto: Ben öldükten sonra dirilmeye inanmıyorum.
Faust: Neden inanmıyorsun?
Mefisto: Eti çürüyen, kemikleri toz olup toprağa karışan bir beden nasıl tekrar insan olur?
Faust: Kutsal kitapta Yaratıcı "ilk ben yarattım, öldükten sonra yaratmaya elbette kadirim" buyuruyor.
Mefisto: Ben bir Yaratıcı olduğuna da inanmıyorum.
Faust: Peki, ilk varoluş nasıl gerçekleşti o zaman?
Mefisto: Tabiat yaptı. Şartlar müsait hale geldi. Her etki varoluş yönünde katkıda bulundu. Ama çok uzun yıllar aldı bu süreç.
Faust:(Güldü) O zaman söyle o tabiat anaya o yaptıklarını bir daha yapsın. Artık tecrübe de kazanmıştır. Bu kadar uzun beklemesin. Hatta sıfırdan yapmaktansa, şuradaki mevtalara yedek parçalar taksın. Böylece daha ucuza kapatmış olur.:))
----------------------------------------------------

Şimdi bak Allah'ın rahmetinin eserlerine! Yeryüzünü ölümünden sonra nasil diriltiyor? Şüphe yok ki O, mutlaka ölüleri diriltir. O her şeye kâdirdir. (Rum suresi: 50. ayet)

30.04.2011

İŞÇİ VE EMEK BAYRAMI DEYİNCE...

Ben bir öğretmenim ve tam bir emekçiyim! İşimi kendinden geçecek derecede emek vererek yaparım.
1. Bir şey yapmaya karar verdiğimde içimde bir arzu belirir. O kararı ertelemem ve hemen başlarım. Bilirim ki bir işe başlamak bitirmenin yarısıdır.
2. İşimi yaptıkça daha fazla mutlu olurum. İşimde yol aldıkça daha fazla arzu duyarım. Daha fazla arzu duydukça daha fazla coşarım ve o işi neticelendirmek için daha fazla zaman ayırmaya başlarım. Çünkü bilirim ki faaliyette lezzet vardır.
3. İşimi tamamladığımda eserimi zevkle izlerim. Eğer eksiklik tespit edersem, beğeneceğim noktaya ulaşana kadar devam ederim. Ardından onu paylaşmak için can atarım. O yüzden ben sınıfıma giderken hiç bir zaman ayak sürüyerek gitmem. Çünkü bilirim ki her cemal ve kemal sahibi cemal ve kemalini görmek ve göstermek ister.
4. Yaptığım işin ücretini almak için acele etmem. Hatta bir işe ne kadar çok emek verdiysem ondan o kadar az ücret beklerim. Bazen beklemem bile... Çünkü bilirim ki insan çok nankördür.(Bu Kur'an-ı Kerimde yazar) Ya beklediğin ücreti vermez ve ya verdiği ücret senin emeğine değmez.
5. "Peki bütün bu emeğinin karşılığını ne zaman alacaksın?" diye düşündüğümde aklıma şu ayet-i kerime gelir. "Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir."
6. Hepsini geçtim! Eskiden ders çalışırken öğretmenim tarafından takdir hisleriyle izlenmekten ne kadar çok memnun olurdum. Peki ya bugün işimi yaparken zamanın ve mekanın Sahibi Yüce Rabbim tarafından sürekli izlenmek nasıl bir mutluluk ve nasıl bir haz verecektir bir düşünsene! Böyle bir rıza mertebesi dünyevi hangi ücrete değiştirilebilir?
.......................................................................................
Allah Teâla hadis-i kudsî de şöyle buyurmuştur: “Salih kullarıma öyle nimetler hazırladım ki: ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne de beşerden birinin hatırından geçmiştir.”